pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Veri madenciliği,veri ambarı üzerinde istatistiksel,matematiksel tekniklerle yeni ilişkiler,eğilimler keşfetmeyi sağlayan bir kaynak.Kısaca;büyük miktarda veri içinden, gelecekle ilgili tahmin yapmamızı sağlayacak bağıntı ve kuralların aranmasıdır.Literatür tanımında şu geçer: "Knowledge Discovery in Databases" ( Veri tabanları bilgi keşfi)

Meşhur bir örnek vardır Amerika’da bir markette Perşembe akşamları çocuk bezi alan müşterilerin %30’u bira da alıyormuş.Bunun nedeni NBA maçlarıymış.Biz bu bilgiyi bilmesek bize negatif bir bağıntı varmış gibi gelir. Veri ambarı burada devreye girer, otomatik bir analiz bütün olasılıkları göz önüne alır ve kolay düşünülemeyecek, örneğin çocuk bezi ve bira arasındaki bağıntıları da bulur.Burada yeni bir tahmin  oluşturabiliriz bira alan cips neden almasın ?

Veri madenciliği sadece bağıntıları bulmamıza yardımcı olmaz,aynı zamanda sınıflandırmada yapar.Örneğin; “Genç kadınlar küçük araba satın alır; yaşlı, zengin erkekler ise büyük, lüks araba satın alır.”.Regresyon sayesinde kredi skorlama da yapmaktadır.Zamana dayalı örnek ; “İlk üç taksidinden iki veya daha fazlasını geç ödemiş olan müşteriler %60 olasılıkla krediyi geriye ödeyemiyor.” Ve daha bir sürü şey.

Aslında amaç her zaman belli;
•         Ürünler arasında bağıntı ?
•         Yeni pazar segmentleri veya potansiyel müşteriler?
•         Zaman içindeki satın alma örüntüleri veya ürün satım eğrileri?
•         Müşterileri guruplamak, sınıflandırmak ?

Veri madenciliğine nereden geldim.Takip ettiğim bir sitede 2013 trendlerinin arasında birkaç data minning uygulaması gördüm hoşuma gitti.Paylaşmadan önce konu hakkında bilgi vermek istedim.Böylece uygulamaların amacını daha iyi anlamış oluruz,ve hangisinin hangi veri madenciliği uygulamalarına hitap ediyor az çok kestirebiliriz.


Movenbank: CRED skoruna  göre tasarruf edenleri  ödüllendiriyor.Ekim 2012’de hizmete giren Movenbank, kullanıcıların finansal alışkanlıklarını geliştirmek ve gösterdikleri pozitif gelişimi ödüllendirmek  prensibine dayalı bir finansal hizmet platformu.  Sistem kullanıcının CRED skoruna dayalı olarak  işliyor. Kullanıcının harcama ve tasaruflarını iyi  yönetmesi ve ‘sosyal ağlardaki etkisinin’ artması  durumunda CRED skoru da artıyor. CRED skoru  yüksek olan kullanıcılar daha düşük fiyat ve ek  ürünlere erişim gibi avantajlardan yararlanabiliyor.




Cignifi: Mobil kullanım verisi üzerinden kredi skoru ABD kökenli Cignifi firması geliştirdiği analitik  teknoloji sayesinde kullanıcıların mobil cihaz  kullanım alışkanlıklarını - arama yapma, mesajlaşma ve kontör yükleme gibi - inceleyerek kullanıcının yaşam tarzını değerlendiren ve kredi riski profilini çıkaran bir çalışma gerçekleştirdi. Brezilya’da pilot uygulama aşamasını geçen servis şu anda 100 milyon üyesi bulunan büyüyen orta sınıfın hizmetine sunulmuş durumda. Alışılmış türde kredi verisi mevcut olmadığı için Brezilya’nın orta sınıfının finansal hizmet ürünlerine erişimi bugüne kadar oldukça sınırlıydı.




…….
Kroger: Kişiselleştirilmiş süpermarket indirim ABD kökenli süpermarket zinciri Kroger kişiselleştirilmiş bir indirim kampanyası başlatarak, müşterilerinin sadakat kartı kullanımından elde edilen verilere göre kişisel indirim kuponları oluşturdu. Kroger’dan alınan bilgiye göre alışverişçilerinin %70’i bu kişiselleştirilmiş kuponlardan en az bir tanesini kullandı.





Opower: Enerji kullanım  yarışması düzenleyen sosyal uygulama Opower enerji uygulaması, Facebook, Natural  Resources Defense Council (Doğal Kaynakları Koruma Heyeti), enerji bilişim alanında yazılımlar  üreten Opower ve Amerikalı 16 kamu hizmeti şirketinin işbirliği sonucunda 2012 Nisan’da hayata geçti. Kullanıcılar enerji hesaplarını bu uygulamaya  bağlayarak ay içindeki enerji kullanımlarını görselleştirerek izleme imkânı buluyor. Ek olarak, enerji kullanımlarını arkadaşlarıyla ve diğer hanelerle karşılaştırma ve hanelerdeki enerji kullanımı düşürmek konulu yarışmalara katılma  fırsatına da sahip oluyorlar.






| 0 yorum

17 Haziran 2013 Pazartesi

Google Analytics’in başlangıç macerası Urchin teknolojisine dayanır. 2005 yılında paralı bir analytic sistemi olan Urchin’i satın alan Google, 2006 yılında ücretsiz Google Analytics sistemini kullanıma sundu.

Google Analytics, ücretsiz web site performans analizi servisidir. Aşağıdaki istatistikleri blogu,youtube sayfası olanlar bilir.Ben mesela hangi kelimelerle bloguma ulaşmış ona bakarım,ona göre yazıya etiket veririm.Genel sayaçlar :
  •  Ziyaret sayısı: İlgili tarih aralığında sitenizi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısıdır.
  • Sayfa Görüntüleme Sayısı: İlgili tarih aralığında sitenizi ziyaret edenlerin görüntüledikleri toplam sayfa sayısıdır.
  • Sayfa/Ziyaret: Ziyaretçilerin ortalama ziyaret ettikleri sayfa sayısıdır.
  • Hemen çıkma oranı: Sitenize gelen ziyaretçilerde ilk sayfadan sonra sitenizi terk edenlerin toplam ziyaretçilere oranıdır.
  • Sitede geçirilen ortalama süre: Sitenize gelen ziyaretçilerin sitede ortalama geçirdikleri süredir.
  • Yeni ziyaretler: Sitenize gelen ziyaretçilerden siteye ilk kez giriş yapanların toplam ziyaretçilere oranıdır.


Bu özellikler bize sanki Google Analytics’in bir sayaç görevi gördüğü izlenimi vermiş olabilir.Burada pazarlamacılar bilir, sayaç değil “potansiyel müşteri” vardır aslında.Potansiyel müşteriler, segmentasyona sürecine dahil edilirse kaymağı yenebilecek bir Google hizmetine dönüşür.

GA’nın E-ticaret Boyutu

Bu konuyla ilgili şu blogtan yararlandım:

Web sitenizin yönetici panelinde satışlarınızı zaten görüyorsunuzdur. Google Analytics e-ticaret entegrasonunun amacı satış performansının ölçümünü ziyaretçilerle eşleştirilmesidir. Admin panelinizde satış işlemleri sayısını, gelirinizi vs. görüyor olabilirsiniz ama bir satışın gerçekleşme süreci hakkında fikir sahibi olmak istiyorsanız GA e-ticaret izlemeyi kurmanız gerekiyor. Böylece şu sorulara cevap veren verilere sahip olabileceksiniz:
Satışa kadar geçen süre: Ziyaretçileriniz sitenize ilk geldiklerinden kaç gün sonra veya kaçıncı ziyaretlerinde alışveriş yapmışlar?
Satış kaynağı: Hangi kaynaktan gelen ziyaretçiler daha yüksek dönüşüm oranlarına sahip?
Dönüşüm oranı: Web sitesine gelen ziyaretlerin kaçı satış ile sonuçlanıyor?
Ziyaretçi başına getiri: Bir ziyaretçinin ortalama getirisi nedir?
Gelir ortaklarının performansı: Hangi gelir ortağım ne kadar satışa vesile oluyor?
Coğrafi değerlendirme: Hangi şehirden gelen ziyaretçilerin dönüşüm oranları daha yüksek?

Elde ettiğiniz veriler bunlarla sınırlı değil. GA e-ticaret takibi ile gönderilen veriler aşağıdaki listedeki gibidir, bu verilerden istediğiniz gibi sonuç çıkarmak ve değerlendirme yapmak sizin elinizde.
Ayrıca hali hazırda sizin web sayfanızın veri tabanında bulunan :

·         Ürün ismi
·         Ürün kategorisi
·         Ürün modeli
·         Ürün miktarı
·         Ürün birim fiyatı
·         Satın alan kişinin ülkesi
·         Satın alan kişinin eyaleti/bölgesi
·         Satın alan kişinin şehri
·         Kargo ücreti
·         Kesilen vergi
·         Toplam fiyat
·         Affiliate ismi veya mağaza ID’si
·         İşlem ID’si gibi verilerin bir kısmını seçerek oluşturcağınız ve G.A'nın size sunduğu istatistiklerle detaylı analiz yapabilirsiniz.Big data'ya zemin hazırladığını söylemeden geçemeyeceğim.

Arama motorunda, bir sosyal mecrada, başka siteler üstündeki bağlantılarla, bir e-posta iletisinde veya arkadaşınızın yönlendirmesiyle bir firmanın veri tabanının verisi olursunuz,bu veriyle firmanın  potansiyel müşterisi konumuna gelebilirsiniz, o firma sizinle birebir ilişki kurar, sizle sanki firmanın yegane müşterisiymiş gibi ilgilenir. Müşteri segmentasyonuna dahil olursunuz ve tüketici+üretici= türetici formülü gerçekleşmiş olur. Söylemeden geçemeyeceğim Google reklamı gibi oldu : “Google’la her şey mümkün ! “ :) 





| 0 yorum

9 Şubat 2013 Cumartesi


Kemal Tanca, ayakkabı sektörüne 1950’de adım attı. Markanın şu anda 111 mağazası var. Köklü ayakkabı firması Kemal Tanca’nın yönetim kurulu başkanı Tamer Tanca, ayakkabı tasarımlarını şehirlerin zevkine göre belirliyor. Müşterinin nabzını ölçmek için seyahate gidiyor ve ayakkabıları fotoğraflıyor.
Bir şehirde mağaza açmadan önce nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?
Sürekli araştırma yapıyorum. Bir de şehirlerin nabzını ölçmek için seyahate gidiyorum. O şehrin insanları ne giyer, hangi tarzda ayakkabıyı tercih eder, alım güçleri nedir gibi soruların cevabını bulmaya çalışıyorum. Ziyaretler sırasında fotoğraf makinemi alıp insanları rahatsız etmeden ayakkabılarının resimlerini çekerim. Bu karelerin 400-500 tanesini ürün yönetimine sunup o şehirle ilgili tespitlerimi aktarıyorum. Bunu merkeze koyarak üretmeye çalışıyoruz. Tasarım ekibimiz de verilere göre ayakkabı tasarlıyor.
Ayakkabı zevki şehirlere göre belirgin farklılık gösteriyor mu?
Erzurum’dan bir örnek vereyim. Şehrin geneli güzel bir kundura yerine kışlık ayakkabı almayı tercih ediyor. İklim şartları da ayakkabının özelliklerini belirleyebiliyor. Biz de mümkün olduğunca ihtiyaca cevap vermeye çalışıyoruz. Edirne’den Kars’a kadar mağazamız var. Şunu tecrübe ettik ki Türkiye’nin her yerinde ayakkabı konusunda zevkler neredeyse aynı. Fakat iklim şartlarından dolayı tercihler farklı.
Şehirlerin ayakkabı kültürünü araştırırken şaşırtıcı tespitlerle karşılaştınız mı?
Kemal Tanca’da satılan ürünler tüm ülkede aynı. Belirli yöre ya da bölge için ayrı üretim yapmıyoruz. Sadece şu fark var. Batı ve Orta Anadolu’da erkek ve kadın ayakkabı satış oranı eşit iken, Doğu ve Güneydoğu’da erkekte yüzde 80, kadında yüzde 20 düzeyinde. Yani Doğu ve Güneydoğu’da erkek ayakkabısında başarılıyız. Bu bölgelerde kadınların markamızı tercih etmeleri için çalışmalarımız var. Oranı yüzde 35 seviyesine çıkartmayı hedefliyoruz. Ayrıca bazı bölgelerde marka isminden dolayı erkek ayakkabısı şeklinde algılanıyor. Erkek satışlarımızın yüksek olduğu yerlerde bu algının olduğunu tespit ettik.
Satış oranlarında kadınların erkekleri geçtiği yerler var mı?
Toplam 111 mağazamız var. Ege ve Akdeniz’de kadınların oranı erkekleri geçiyor. Erkek isimli firma olmanın etkisi olabileceğini düşünüyoruz. Araştırma yaptık ve kadın ayakkabısı denildiğinde akla ilk gelen dört firma arasında olduğumuzu gördük.
| 0 yorum

12 Ocak 2013 Cumartesi


Markete girdiğimizde ilk karşımıza çıkan raf neden ekmek rafı? Fiyatlar neden 9.99 TL? Tüm bunlar pazarlamanın altından çıkıyor. Marketlerde müthiş pazarlama taktikleri var. Çeşitli araştırmalara göre bu temel ürünler girişe yerleştirildiğinde insanların o sırada hızlıca alışverişlerini bitirip o markete haftalık alışveriş için gelme oranları yükseliyor.

Süpermarketlerin girişinde tek kişilik özel sandviçler, gazete stantları, çiçeklerin konulması kişide küçük, yerel bir marketten alışveriş yaptığı izlenimi yaratıyor. Bu da markete talebi artırıyor. Bunu Migrost’a yaşıyoruz. Ben direk çiçeklere odaklanırım, bir de merkezde bulunan fırından gelen kokular. Yerel izlenim verip vermediğini daha fark etmedim.

Ünlü markalar süpermarketlere ürünlerinin en görünür yerlere konması için ekstra ücret ödüyor. Normal raflardaki ‘alma seviyesi’ göz hizasından hesaplanarak 1.6 metre olarak belirlenmiştir. Fakat insanlar genelde göz seviyesinin biraz daha altına daha çok bakar ve bu nedenle buradaki ürünlere daha çok yönelirler. HBR dergisinde okumuştum orta raftaki ürünün satılma olasılığı %44 satış oranına sahipmiş. Satmak istediğiniz ürünü merkeze almayı denemek gerekirmiş.


Tabi tek bir hedefe kilitlenen tüketici için yapacak bir şey yoktur o ekmeğini alır çıkar. Dünyada ve tüm marketlerde yapılan pazarlama taktikleri neler?

1. Ekmek neden en sonda? Ekmek, süt gibi temel ihtiyaçlar en uzak köşeye yerleştirilir ki müşteri o yolda bütün marketi dolaşmış olsun, belki aklına başka bir ürün almak gelir…

2. Bu yoğurt 9.9999 TL Marketlerde en çok gördüğümüz şey para  üstünü alamayacağımız fiyatlardır. Aslında 10 TL olan bir ürünün etiketinde 9.99 TL yazar. Amaç, kişinin ürünü tek basamaklı bir rakam olarak düşünüp, daha ucuz görmesini sağlamak.

3. Ucuz ve karışık sepetler Market ortalarında ‘Ne alırsan 5 TL’ afişlerinin altında belli bir sınıflandırma yapılmamış ürünler bir sepette sunulur. Amaç; marketteki kişi o karışık ürünler içerisinde istediğini ararken diğer müşterilerin de dikkatini çekmektir. “Burada uygun fiyata bir şeyler var, bir bakayım” hissini uyandırmak.

4. Sağ tarafın önemi Dünyanın çoğunluğu sağ elini kullanan insanlardan oluştuğu için insanlar marketi gezmeye sağ taraftan başlıyor. Marketler de bir koridorda aynı ürünün pahalı olanını sağ tarafa koyarken ucuz olanı sola koyarak müşterilerini pahalı ürünü satın almaya yöneltiyor.

5. En büyük araba benim olmalı! Büyük alışveriş arabaları ile “Daha çok alışveriş yapabilirsiniz” hissi ile mesaj gönderiliyor.

6. Karolar büyük mü küçük mü? Pahalı bölümlerde küçük yer karoları, ucuz yerlerde büyük yer karoları kullanılıyor. Araştırmalar  küçük yer karolarının karar vermeyi hızlandırdığını, büyük yer karolarının yavaşlattığını ortaya koymuş.

7. Odalarda camsızım… Süpermarketlerde cam kullanılmadığını fark etmiş miydiniz? Bunun sebebi müşterinin dış dünya ile iletişiminin kopmasını sağlamak.

8. Anne bana çikolata al! Çikolata, sakız, sigara, dondurma gibi ürünler kasaların yanına konulur. Bunun iki sebebi var: Birincisi kişide bir işi başarıyla bitirdiği ve ödülü hak ettiği hissini yaratmak. Diğeri çocuklu müşterilerin çocuklarının tutturmasına dayanamayıp onun sabırla beklemesini sağlayabilmek için çikolata, dondurma almak zorunda kalmaları.
9. Lüks döşeme=pahalı tüketim Araştırmalar parlak ışıklar ve lüks döşemeleri olan marketlerin daha pahalı ürünleri daha rahat satabildiklerini ortaya koymuş.

10. En stratejik bölge: Koridorlar Erkekler genelde sadece almak istedikleri ürünlere yöneliyor ve aynı şekilde geri dönüyorlar. Buna ‘Bumerang etkisi’ deniyor. Bu yüzden erkeklerin kullanacağı ürünler koridorun tam ortasına konuyor ki erkekler maksimum ürün gösterilebilsin.

Bu konuyla ilgilenenlere Küresel tüketici analisti ve ‘Alışveriş Sanatı’ kitabının yazarı Scamell Katz’i öneririm. Dikkatli alışverişler. Yazıdaki fotoğraf 99 Francs filminin afişi. Tüketici ve reklamlar üzerine güzel bir film. Ayrıca tavsiye ederim.
| 0 yorum

6 Aralık 2012 Perşembe

Mark bir belgeselde : “Önceden bir şeyleri paylaşacak podyum yoktu. Facebook sayesinde sosyal ağların birbiriyle bağlanmasıyla dünya açık sisteme dönüşüyor.”


Bu açık sistem sadece bireysellerin yüzünü güldürmedi kurumsal firmaların da yüzünü güldürdü. Sosyal medya denilen bu yeni mecrayı reklam ve pazarlama için kullanmak isteyen iş dünyasının da dikkatini çekmiş durumda. Facebook da siteyi reklam, pazarlama, halkla ilişkiler için kullanmak isteyen kişi  ve kurumlara çeşitli çözümler sunmuyor değil hani.


Facebook ve diğer sosyal medya bizlere sahte bir dünya oluşturdu. Kurumlara ne gibi katkısı oldu açıkça görüyoruz. Pazarlamanın kuralları değişti.Ders kitaplarımızda pazarlama karmalarını 4P (product – ürün, price – fiyat, place – satış kanalı ve promosyon)  ve 5C(company,collaborators,competitiors,climate)lerle öğrendik pazarlamayı.

Dijital pazarlama 4P’yi yaptı 5P! Dijital pazarlama uzmanı ve yazar Brandon Eley: “Pazarlamanın “4 P” kuralına (product – ürün, price – fiyat, place – satış kanalı ve promosyon) bir P daha eklendi, o da “people-insan” diyen Eley, interneti ve sosyal medyayı kullanarak başarılı pazarlama faaliyetleri gerçekleştirmek isteyenlere yol gösterdi. Geleneksel pazarlama teknikleri, insanlara 50 – 60 yıldır aynı mesajları aynı yöntemlerle ulaştırmaya çalışıyor. Ancak bu yöntemler maliyet açısından hiçbir avantaj sağlamıyor.”

Gelelim başlığımdaki @People’la…Burada Peeople yazarımızın kastettiğiyle aynı.@ bilgininiz üzere sosyal medyada bulunduğumuz yerlerin haritasını, krokisini veren bir tuş. Sanal Dünya’da pazarlamacılar tüketicilere ne gibi uygulamalarla “@people” uygulaması gerçekleştiriyor? Örneklere bakalım:

STARPET: İstasyonuna gelen müşterilere Foursquare kullanıcılarını çeşitli indirim fırsatları sunuyor.Müşteriler bu fırsattan yararlanmak için istasyondayken akıllı telefonları ya da tablet bilgisayarlarından Foursquare üzerinde check-in yapmaları yeterli.Böylece müşteri,bulunduğu istasyonda kampanya varsa kendilerine özel sunulan indirim oranlarını görebiliyor ve akaryakıtlarını indirimli alabiliyorlar.


KFC: Facebook'ta gerçekleştirdiği indirdik gitti kampanyasının sayfasını beğenip,formu dolduran müşterilere anında bedava menü kazandırıyor.



TEKONOSA:"Facebook Yer Bildirimi Fırsatları" üzerinden uyguladığı kampanya ile kampanyanın geçerli olduğu mağazalarında yer bildirimi yapan müşterilerine indirim veriyor.



DARTY: Darty de facebook sayfasından hizmet veriyor.İndirim kuponları kazanabiliyorsunuz.



Biz de tüketiciler olarak Mark’ın açık sistem olarak tanımladığı Sanal Dünya’da @ ile people karmasına dahil olsak mı acaba? Ne dersiniz? “@tme,beğenme dünyası “ Ben uydurdum ;))
| 0 yorum

22 Kasım 2012 Perşembe

Girişimci arkadaşlar iş planı dosyanız hazır, maliyetlerinizi hesapladığınız dosyalarınız da hazır. Peki markalaşma sürecinde sizi tümüyle ifade eden amblem ve logonuz hazır mı? Logo ve amblem pazarlama stratejisinin en önemli nihai amacı olan markalaşmanın bir parçasıdır. Hafife alınmaması gereken bir parça. Tüketicinin zihninde bir etki oluşturur. Logo, markanın pazarda sağlam bir yer edinmesine ve hedef kitlesine ulaşmada önemli bir role sahiptir.


Markanın kimliği,her insanın sahip olduğu belli karakteristik özelliklerin markalara yüklenmesidir.


Örneğin,sizin logonuzdan neşeli,enerjik,sıkıcı veya karizmatik bir marka olduğunuz anlaşılabiliyor mu ?


Washington State Üniversitesinde marka, logo ve pazarlama araçlarında kullanılan yazı karakterleri ve fontları ile ilgili araştırma yapmışlar. Tüketicilere 210 adet yazı karakterini nasıl algıladıklarını sormuşlar. Amaç ,”font seçimi ile şirketlerin logo ve reklamlarındaki etkinliği,hatırlanabilmesi ve halk tarafından algılanması arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmış.Bakalım sonuçlar ne olmuş ?



Rahat okunanlar: En bilinen National Geographics dergisi. Times New Roman Condensed kullanıyor.


Hoş ve Çekiciler: Bu kapsamda Enviro,AncientScript,Informal Roman gibi fontlar yer alıyor. Tüketiciler bu fontları,”çok fazla güven vermeyenler” olarak nitelendirmişler.

Güçlü ve Erkeksiler: NewyorkDeco,Fisherman,Bandstand fontları bu değerlendirme kapsamına giriyor.Bunlarda “güç” ve “dayanışma” duygusunun öne çıktığı vurgulanmış.Sadakat yaratmak isteyen şirketler tarafından tercih ediliyor.Erkeklere yönelik,güç imajı vermeyi hedefleyen markalar kullanıyor.

Dürüst ve Dost Fonlar: Chiller,Stonehenge,Paintbrush gibi fontlar bu kategoriye giriyor. Tüketicilere göre, bu fondlar edkin ve yaradıcı olarak görülüyor.

Heyecan Verici Formal Olmayanlar: AluminumShred, Integrity,Ransom ve Amozon fontları bu sınıfa giriyor.Bunlar daha çok resmi olmayan,gençleri hedefleyen işlerde kullanılıyor.Örneğin rock tutkunlarına yönelik markalarda.




| 0 yorum

15 Kasım 2012 Perşembe



Liseden bile mezun olmadan milyon'a kavuşan bu 10 gencin yaşam öyküsü sizi çok şaşırtacak.
 Küçük yaştaki girişimcilerin başarılı olmaları çok da şaşırtıcı değil aslında, zira kulak tıkacından tramplene kadar birçok şeyi çocuk yaştaki girişimcilerin dehasına borçluyuz.

Ashley Qualls

 Listemizin 10. sırasında yer alan Ashley Qualls,

whateverlife.com internet sitesini 2004 yılında yayma açtığında 14 yaşındaydı.

Sitesinde kendi yaş grubundaki kızlar için Myspace şablonları sunmaya başladı.

2007 yılında ayda 1 milyon ziyaretçi rakamına ulaşan Ashley'nin sitesi,17 yaşma girmeden milyoner olmasını sağladı.Kendi evini satın alan genç kız,sitesi için yapılan 1.5 milyon dolarlık teklife de hayır yanıtını verdi.

Abbey Fleck
1993 yılında babasının domuz pastırmasının yağını süzmek için gazete kullanması, sekiz yaşındaki Abbey Fleck'i milyoner eden yolu açtı.

Babasının bu hareketiyle annesinden azar işittiğini duyan Abbey, yağları kendi içinde toplayan özel domuz pastırması tabağım tasarladı.

1996 yılında da Walmartî küçük girişimciye ilk siparişini verdi: Tam 100 bin domuz pastırması tabağı.

Farrah Gray
Farrah Gray altı yaşındayken vücut losyonu satmaya başladı. 13 yaşında özel yemekler üzeri­ne bir firma kurdu ve sadece 1 yıl sonra aldığı 1.5 milyon dola­rın üzerindeki siparişlerle Farrah Gray 14 yaşında bir milyoner oldu. Gray aynı zamanda Wal Street'te ofisi olan en genç kişi ünvanını da elinde bulunduruyor.





Richie Stachowski

 Richie Stachowski, 11 yaşındayken ailesiyle gittiği Hawaii tatilinden hiç memnun kalma­dı. Çünkü suyun altındayken babasıyla konuşamıyordu. Buna çözüm bulmak için tasarım yapmaya başla­yan Richie, 267 dolar harcayarak prototip bir sual­tı megafonu yaptı. Prototipini Toys "R" Us'a tanıt- tığmdaysa, tam 50 bin parçalık sipariş aldı. 1997 yılı yaz aylarının en sevilen oyuncağı olan "Water Talkies" K-Mart ve Walmart gibi diğer büyük satı­cılardan da sipariş aldı.
Kelly Reinhart
 Kelly Reinhart'm ailesi "bir buluş çiz" adında yaratıcı bir oyunla çocuklarını eğlendiriyorlardı. Kelly, kovboyların tabanca kılıflarının çiziminden yola çıkarak "Bacak Çantası" adlı ürünü geliştirdi. Çocukların video oyunlarını ve benzeri eşyalarını taşımalarını sağlayan çanta çok popüler oldu. Kelly dokuz yaşında kendi şirketinin başkanı olurken, 1 milyon dolara yakın değerde sipariş aldı.


Elise - Evan MacMillan
 On yaşındaki Elise ve 13 yaşındaki Evan MacMillan kardeşler kendi çikolata şirketlerim kurdular. Çiftlik temalı çikolatalar üreten "Çikolata Çiftliği" şirketi o kadar başarılı oldu ki, iki kardeş 1991 yılında Ernst & Young tarafından yılın girişimcisi seçildi. MacMillan kardeşler bir süre sonra Çikolata Çiftliği'ni başka bir firmaya sattı, ancak fiyat açıklanmadı.


Leanna Archer
 Leanna Archer, dokuz yaşındayken doğal saç bakımı işine girdi. Kendisi yeni ürünler geliştirirken, abileri ve ebeveynleri bu ürünleri online ve mağazalara giderek satıyorlardı. 2007 yılında Leanna 12 yaşina girdiğinde şirketinin sekiz çalışanı vardı ve yıllık karı altı rakamlıydı. Küçük girişimcinin bu başarısı hâlen sürüyor. Inc. Magazine kendisini 30 yaşın altındaki en iyi 30 girişimciden biri olarak gösterdi.

Sarah Buckel
 Sekizinci sınıf öğrencisi Sarah Buckel, okuldaki dolabının Disney Channel'da gördüğü çocuklarınki gibi renkli ve eğlenceli olmasını istiyordu. Ancak yıl sonunda dolaba yapıştıran cağı tüm kâğıtları sökme fikri hoşuna gitmiyordu. Tam bu sırada babası mıknatıslı kartvizit­ler üreten bir şirketin CEO'su oldu ve Sarah ihtiyacı olan esin kaynağına kavuştu. Mıknatıslı dolap kâğıtlarını üreten Sarah, bir yılda 1 milyon dolar kazandı ve bu parayla babasının CEO olduğu şirketi de satın alıp, ürün yelpazesini genişletti.

John Magennis

John Magennis 14 yaşında yatak odasında internet sitesi tasarım işine başladı. İlk başta saatte 15 dolar alan John'un şirketi hızla

büyüdü ve 17 yaşma geldiğinde şirketinin değe- ri 1 milyon doları geçiyordu.










Tyler Dikman
 Beş yaşında limonata satmaya başlayan Tyler Dikman, saatte 22 dolar kazanıyordu. 10 yaşı- na geldiğindeyse, doğum günü partilerinde yarım saatine 37 dolar aldığı sihirbazlık gösterisi düzenliyordu. 15 yaşında bilgisayar satışı işine girdi. 2001 yılında, Tyler henüz 17 yaşındayken şirketi 1 milyon doların üzerinde kazanıyordu.


Herşey kafayı kullanmakla,fırsatları görmekle mümkün.Bunları hayıflanmamız adına değil örnek almamız adına verdim.Fikirler gayet basit.Biraz zamanı boşa harcamıyor muyuz hmm ?

| 0 yorum

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Blogger tarafından desteklenmektedir.

Blog Archive

Search This Blog